Dönme Dolaplar
- A.

- 19 Oca 2025
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 22 Oca
Bugünkü yazının başlığı olarak dönme dolabı uygun buldum. Açıkçası, bu yazıyı bitirdiğinizde dönme dolaplar artık size eskisi gibi görünmeyebilir. Yazının sonunda size bir soru soracağım. Biraz konuştuktan sonra, hangi dönme dolaba binmek istediğinizi de sorabilirim; hazırlıklı olun.
İlk dönme dolabın 1893 yılında tasarlandığı yazılır. Elbette bu, tekerleğin ve onu oluşturan yapının işlev değişimi olarak tanımlanır. Ama başka bir açıdan bakıldığında, dönme dolaplar insanlık tarihi kadar eskidir. Görsellere biraz baktığınızda, ortalama bir dönme dolabın benzer bir tasarıma sahip olduğunu görürsünüz. Dikey eksenlerin tek bir merkezden yayıldığı tasarımlar vardır; ortadaki yapı bazen merkezdir, bazen de iki büyük pergel kolunun başı gibi görünür. Eskiden kol gücüyle çalışan dönme dolaplar, bugün elektrik gücüyle çalışır (aslında kol gücü de düşük yoğunluklu bir elektriktir).

Dönme dolapların en önemli özelliği, bir koltuğa oturduktan sonra oradan inememenizdir. Şunu demek istiyorum: Başlangıç noktası A’dan bindiyseniz, yeniden inebilmek için tekrar A noktasına gelmeniz gerekir. Çılgınca bir şey yapıp atlamayacağınızı biliyorum. Hareket başladıktan sonra, inmek için başlangıca geri döndüğünüzde, yani tekrar A’ya geldiğinizde, bir tur atmış olursunuz. Belki bir tur, belki beş tur, belki yedi tur… Bilmiyorum, bu size kalmış; sonuçta bu bir eğlence. Yani siz, dönen bir tekerleğin içindeki bir atlıkarıncasınızdır. Aynı sirk içinde milyonlarca dönme dolap bizim için rengârenk parıldar.
Buradaki bir diğer önemli nokta A noktasıdır. Başladığınızda, dönüş bittiğinde, B noktasına gitmeniz gerekir. Akış kesilirse sizi tekrar başlangıç noktasına götürebilirler. Yani baştan dönmek zorundasınız. Eğer bir izleyiciyseniz, yani tekerleğin dışındaysanız, dönen bir dönme dolabın içinde ne olduğunu göremez, orada ne olduğunu anlayamazsınız. Çünkü hızla dönen bir dönme dolap, gözün ufkunda bir nokta gibi görünür. Işık üstüne ışık.
A noktasından başlayıp yine A noktasında bitirdiğimizde, yalnızca A’yı biliriz. Oysa başka bir yerde B noktası vardır. Eğer B’den başlarsak, bitirdiğimizde B’yi biliriz. A (أ , א) ve B’yi birlikte görmek istersek, AB’nin dünyasını görürüz. Buradaki Z’yi anlayamıyorsak, Z yoktur diyemeyiz. Ω da bu sirk dünyasının içinde bir dönme dolabının bir noktasıdır. Bazen harfler birlikte hareket eder. Birbirlerinin içine geçerler ve aynı anda farklı yerlerde bulunurlar. Belki ben, sen, başkaları ve yeryüzündeki tüm yüce yapılar, bir sirk içinde, bir dönme dolabının tek bir koltuğunda birlikte oturuyor olabiliriz. Ve Z olarak birlikte yola çıktığımızda, yeniden A’ya gidiyor olabiliriz. Belki de birileri farkına varmadan aramızdan geçmiştir.
Ve şunu unutmamak gerekir: Aynı dönme dolaba iki kez binemezsiniz; asıl mesele ise dönme dolaba ortasından bakabilmektir.
Bilincin dönme dolabına binmek ister misiniz?



Yorumlar