top of page

Jean Teulé, Sağanak Altında, Azincourt Par Temps De Pluie

  • Yazarın fotoğrafı: A.
    A.
  • 7 Ara 2025
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 22 Oca


Bugün Jean Teulé’nün 2015 yılında yazdığı Azincourt Par Temps De Pluie adlı kitap hakkında kısa bir bilgilendirme yapmak istiyorum. Jean Teulé’nün romanı, 1415’teki Azincourt Savaşı’nı konu alıyor. Hikâye, isteksizce Fransız ordusuna katılan genç bir köylü olan Jacques Le Gué’nün bakış açısıyla savaşın anlamsızlığını kavramaya zorlanan bir gencin hikâyesini okuyoruz gibi gözüksede esasında kitabın içindeki karakterler hepsi kendi hikayesini yazmaya çalışıyor. Savaş alanına bireysel hedeflerle gelen bu karakterlerin anlamsız hedefleri işgal ettikleri ve hazır oldukları alan itibariyle kendilerine ortak bir anlam yaratma çabası içinde geçiyor. Ve sizler kitabı okurken sanki kamera açılarınız varmış gibi gözlemci olduğunuzu hissediyorsunuz. Bazen kuşbakışı alana bakıp konuşmaları dinlerken bazen doğrudan askerler arasındasınızdır hatta o kadar yakınsınızdır ki toprak, çamur, kılıç hepsi birbirine girmiştir. Savaş alanının ortasında görünmez bir şekilde dolaşırken Jean Teule’den güzel bir mizah çıkarırsınız tabiki gülümsersiniz.


Antik yunan dönemi Sokrates yaşamı haz ve acı arasındaki denge olarak gördüğü gibi birbirinin ayrılmaz parçası olduğunu vurgulamıştır. Haz nerede olursa olsun onu acının takip ettiğini kabul etmemiz gerekir diye anlatmıştır. Ve hazzın yaşanmasındaki aracılarından biri de gülme eylemidir. Hepimiz neredeyse her gün gülmeye ihtiyaç duyarız, gün içinde az da olsa bu ihtiyacı karşılamak zorundayızdır. Bunun kimyasal bir süreç olup olmaması bizler için önemli değildir. Yani süreci sorgulamayız ve çabuk tüketmek isteriz. Ve telefon kullanım sürelerinin artması ile birlikte çoğunlukça gülme ihtiyacının nereden sağlandığının da artık bir önemi kalmamıştır. Güldüren obje ya da hareketin içeriği belirli bir çabaya bağlı olmadığı ve sonuç olarak gülme ihtiyacının düşünsel bir alandan kimsayal bir bağımlılık sürecine geçtiği bir dönemdeyiz. (Ekran kaydırmak)




Gülme eylemi anlık olabileceği gibi belirli aralıklar da olabilir. Ayrıca etrafımızdakı cansız olduğunu bildiğimiz nesneler de gülmemize sebep olabilir. Bazen ise hareketli olan küçük sanatsal objeleri ya da canlılardan hayvanları izleyerek de bu ihtiyacı karşılayabiliriz. Gülmek eyleminin daha üstündeki bir kavram olan Mizah ise, zekâyı okumak için kullanılan önemli bir araç olduğu gibi bir süreci de temsil eder. Burada anlatı sistemlidir ve bu anlatı bir zeka ürünüdür. Gerçekten düşünülerek elde edilmiş bir mizah, bir insanın çevresini nasıl algıladığını ve yorumladığını, kişinin eğitim düzeyini ve kısaca hayatı kavrayış durumunu anlamamıza imkân verebilir. Bizler genellikle iş, ofis ve eğlence ortamında oluşturduğumuz sosyal ağlarımızı ilişki yönünden bir dengede tutmak isteriz; iletişim kurarken ve bu dengeyi gözetirken çoğu zaman farkında olmadan mizah düzeyine göre ayarlamalar yaparız. Çünkü herhangi bir sonuca gülme anı, her zaman zekâ seviyesinin tümünü veren bir gösterge değil iken mizah bundan fazlasıdır. Mizahı uzun vadeli bir süreç gibi görmemiz onun kapsayıcılığındandır. İyi bir kitap ve ya film bir aynadan diğerine yansıma gibidir ve bilinç, dikkat ve yorum ister. Bu nedenle filmler ve kitaplar belirli bir insan “ortalamasını” içinde taşır. Gülmek istenci herhangi bir şekilde sabit kalabilirken kapsayıcı olarak anlayış dünyamız değişirse bu mizahı etkiler. Ve anlayışımız gelişirken içinde devam ettiğimiz mizah tünelinin genişliği sona yaklaştıkça daralır. Bu kaçınılmazdır ve gidildiğinde geri de dönülemeyen bir yolculuktur. Tünelin sonuna yaklaştıkça, eskiden güldüğümüz pek çok şey bize artık yabancı gibi gelmeye başlar ve sosyal çevre de tünelin kenarı gibi bu noktada daralmıştır. Ve bu yüzden, bizi doğrudan değil özel hissettirerek güldüren, bizi başkalarından ayıran bir yazar ya da üretici bulma arayışı ortaya çıkar.


Bir gün önce çok fazla yemek yediği için kıyafetlerini giymekte zorlanan bir asker ;)
Bir gün önce çok fazla yemek yediği için kıyafetlerini giymekte zorlanan bir asker ;)

Bu kitapta, insanın kendini ne kadar kolay kandırabildiğini, ve bireysel çıkarlar adına bir gruba ne kadar kolay dahil olabildiğimizi ve bu grupların içinde nasıl hep birlikte kendimizi kandırdığımızı absürd olaylarla anlatan bir usta bir yazar buluyorum. Bu romanda, anlamsızca savaşan askerlerin tekrar eden ritüelini, neden öldürdüğünü bilmeden ölen katilleri, başka âlemlere neden öldürüldüklerini bilmeden giden askerleri ve bütün bu kaosun içinde bir fahişe üzerinden kuşbakışı görünüm yaratarak anlatım sağlayan zekice bir mizah bulabilirsiniz.







1 Yorum


Misafir
12 Ara 2025

Harika

Beğen
bottom of page