Kim Masal Dinlemek İster?
- A.

- 19 Kas 2025
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 22 Oca
İletişimin en eski araçları nelerdir diye kendimize soralım ve aklımıza gelenleri kayıt ediyormuş gibi bir köşeye yazdığımızı farz edelim. Bu yazıyı okuduğunuz için farz etmek yerine birlikte hızlıca bir gözden geçiriyoruz. Esasında en eski kelimesini okuduğunuz aklınıza neyin geldiğini siz kendiniz ile yüzleştirmek istedim.
Geçmişten günümüze beden hareketleri, sesli iletişim (konuşma), görsel işaretler, yazı, günümüze doğru elektriğin icadı ile radyo-televizyon, mobil ağlar, uydu ve yapay zeka destekli makinalar. Gezegenimizde iletişim yolculuğunun en özet halinin bu şekilde olduğu kabul ediliyor. Günümüzde en çok kullandığımız iletişim aracı elbette telefon iken bunu nasıl sağlıyoruz diye tekrar sorduğumuzda harfleri bir araya getirip cümleler kuruyoruz ve sesli bir şekilde bu cümleler işitsel olarak bizimle iletişim kurduğumuz varlıklar arasında gidip geliyorlar. Diğer bir iletişim türü olarak da gene harfleri kullanıyor ve gene cümleler kuruyoruz fakat bu sefer birbirimizle sesli değil yazarak iletişim kurmayı tercih ediyoruz. Ve bu yazılar saniyeden daha kısa süre bir sürede alıcıya ulaşıyor ve tekrar gerekmesi durumunda geri dönüyor. Doğrudan benim tespit olmayan ama araştırmalara göre 20 ile 30 yaş arasında bulunanlar telefondaki sesli iletişim yerine yazılı iletişimi daha çok tercih ediyorlarmış.
Bugünki iletişim becerimize bilimsel olarak bakıldığında bir ses ağızdan çıktıktan sonra havada titreşim oluşturur, telefon mikrofonu bu titreşimi elektrik sinyaline çevirir, telefon işlemcisi, elektrik sinyalini sayılara dönüştürür, Ağ (baz istasyonu / internet) bu veriyi elektromanyetik dalgalarla taşır ve karşı telefon sayıları tekrar elektrik sinyaline çevirir, hoparlör elektrik sinyalini hava titreşimine dönüştürür, karşı kişinin kulağı titreşimi ses olarak algılar. Bu süreçte insan sesi hızı 343m/s iken bilgi formuna dönüşüp ışık hızına yakın bir süratte 300.000 km/s olur. Evet biz insanlara ve ilk insana harfler öğretildiğinden beri iletişimin yolculuğu devam ediyor. Ve bu bilginin hangi mekanizma içinde olup olmadığı ya da farklı bir türe çevrilip çevrilmediğine bakılmaksızın tekrar ve tekrar eden bir gerçek.
Şimdi iletişim konusunda biraz daha farklı yönlere doğru uzanalım. Bugün ki araştırmalar neticesinde dans etmenin bir iletişim olduğunu araştırmacılar kabul ediyor. Biz dans ederken göz ve koku uyaranları dahil tüm sinir hücreleri iletişim halinde sayısız kere birbirlerine gidip geliyorlar; ve bedenleriniz belirli bir mesafe ve ritimde hareket ediyor iken karşımızdakini tanımadığımızı düşünüyoruz ona seslenmiyoruz ve ya yazmıyoruz ancak iletişim halindeyiz. Bazen hiç bir şey yapmadığımızı düşünsek bile yakınımızdaki biri ile iletişime geçmiş olabiliyoruz. Otobüs durağında ve ya sahil kenarında bir yer oturduğunuzu hayal edin; iletişim sizin oraya gitmenizle oradaki bazı insanların bulunması ile başlıyor. Eskiden Türker’de bir gelenek olarak yeni evlenecek gelin nehir kenarına götürülüp su ile tanıştırılırmış. Yani Su’ya gelin tanıtılırmış. Bakın bu da bir iletişim türüdür. Size çok uzak geldiğini anlıyorum ama düşünmeniz de gerekiyor.
Ve önemli bir bağlantı/iletişim türümüz daha var unutmamamız gereken. Aramızdan ayrılan insanlara ait olan kitaplar, bu kitaplar da o insanlar ile kurduğumuz bir iletişimdir her defasında sayfaları açtığımızda bunu tekrar ederiz. Dua/ayetleri okumak yani diğer anlamı olan zikir (hatırlamak, anmak) ve tekrar etmek de iletişimden kopmamaktır bir bakıma. Gerçekte ise tüm medeniyet sürekli bir iletişim halindedir. Madenler, bitkiler, hayvanlar ve insanlar ve şuan yetişmekte olan makinalar da dahil. Pisagor atfedilen bir söz olarak kayalar donmuş bir sestir derken belki de bunu ifade etmek istiyordu. Evet bugün iletişimin en eski aracı diye tekrar size sorduğumda bir cevap daha verebiliriz. Masallarımız.

Günümüz insanın özellikle belli bir yaş grubu çocuklar ve televizyonun olmadığı bir dönemde bugünün yetişkinleri mutlaka bir masal dinlemişlerdir diye kabul ediyorum. Eski dönemlere gidersek güneşin batımının sonrasında birlikte yapılan dua pratiklerinin yanında onları sözlü anlatı ile geçmişe bağlayan bir masalları vardır diyebiliriz. Yani masallarımız geçmiş dönem insanlarında kişileri bir araya getiren ve eskiyle bağ kuran sözlü iletişim araçlarından biriydi. Biliyorsunuz ebeveynlerimiz yaşlanıyor, belki de birçoğu yaşlandı ve ya aramızda yoklar; bazen büyüklerimiz farkında olmadan aynı şeyleri anlatırlar siz de ilk defa dinliyormuş gibi yapmak zorunda kalırsınız. Bu bir çoklarımız için yaşanan durumdur. Büyüklerimiz, bizlere anılarını anlatırken hikayeleri biraz farklılaştırabilir, farkında olmadan onlara ekleme yapabilir yada güncel duruma göre onları biraz değiştirebilirler fakat anlattıkları hikayeler, yaşanmışlıklar genel itibariyle aynı son ile biter. Bir bakıma dinleyiciler etrafında anlatılan masallar da böyledir. Masallar, gerçek ve hakikat arasındaki ince çizgiyi dolambaçlı yollarla anlatan bir nasihat şeklidir. Ne kadar değişirse değişsin verilen mesaj aynıdır çünkü gerçekler değişebiliyor olsa bile hakikat tek kalmaktadır.
Masallar hakkında emin olduğumuz diğer güzel bir şey daha vardır; masalların kimin tarafından yazıldığını hiçbir zaman bilemiyor olacağımızdır. Sanırım bu anonim olma durumu masalları evrensel yaparken sözlü/yazılı anlatım ile içlerinde saklı bir bilgiyi de sahibinin kim olduğunu söylemeden verir size. Masalların güzelliği onların bir varmış bir yokmuş ile başlamasıdır. Ve devam eder evvel zaman içinde diye. Peki hangi evvel ? Bilemeyecek olmak daha güzeldir. Çünkü bugünün insanı onu anlamayacağı gibi ona hemen sahip de olmak ister. Zaten bugün insanlar doğanın döngüsünden uzak bir şekilde ve zamanı doğrusal olarak algılamaktadırlar. Bu sebeple masalların evvel zaman içinde kalmasından yanayım.

Bu hesabımda normalde okuma süresi ortalama 5 ile 7 dakika sürecek şekilde metinler hazırlamaya özen gösteriyorum. Çünkü günümüzde dijital alanda bu süreleri aşacak şekilde düzenlenen metinlerin bir süre sonra çok fazla dikkat dağınıklığına neden olduğunu gerçeğini kabul etmek gerekiyor. Evet konumuz masal ortalama 7-8 sayfa bir yazıyı sizinle paylaşmam gerekiyor haliyle bu süreyi aşacaksınız. Ana sayfamda dosya paylaşımı kısmından pdf olarak indirebilirsiniz.
Masalımız Yanıltan Işık (The Will-o-the-Wisp)” Hans Christian Andersen’ tarafında derlenen bir yazıdır.



Harika bir yazı.